Türkiye, 2025 yılında güneş enerjisinden elektrik üretimini en çok artıran ülkeler listesinde dünya genelinde yedinci sıraya yerleşti. Londra merkezli enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından hazırlanan Küresel Elektrik Görünümü raporu, ülkenin enerji sepetindeki bu kritik değişimi gözler önüne seriyor. Rüzgar ve güneşten elde edilen enerjinin toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 22'ye ulaşarak yüzde 17'lik küresel ortalamayı geride bıraktı.
Rüzgar ve güneş ilk kez barajları geride bıraktı
2025 yılı verileri, Türkiye’de yenilenebilir kaynaklar açısından tarihi bir dönüm noktasını işaret ediyor. Rüzgar ve güneş enerjisi, üretim hacmiyle ilk kez hidroelektriği geçerek temiz enerji büyümesinin lokomotifi haline geldi. Bu ivme, özellikle güneş enerjisi santrallerindeki rekor kurulumlarla destekleniyor. Enerji dönüşümü sadece iklim hedefleri için değil, dışa bağımlılığın azaltılması ve enerji güvenliği için de kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Kuraklığın faturası yıllık 1,8 milyar dolar
Hidroelektrik üretimindeki düşüşün arkasında yatan temel neden ise kronikleşen kuraklık. Son 30 yıllık veriler incelendiğinde; Atatürk, Karakaya ve Keban gibi dev barajların son 10 yıldaki ortalama üretimi, 1996-2005 dönemine kıyasla yüzde 29 oranında azaldı. Kuraklığın elektrik üretim maliyetlerine yansıyan yıllık zararı ise yaklaşık 1,8 milyar doları buluyor.
Kömür hala en büyük paya sahip
Yenilenebilir enerjideki yükselişe rağmen kömür, elektrik üretimindeki baskınlığını koruyor. 2025 verilerine göre elektriğin yüzde 34'ü kömürden elde edilirken, bu miktarın yaklaşık üçte ikisi ithal kömür kaynaklı gerçekleşti. Üretimdeki artışa rağmen fosil yakıtlara olan bağımlılık temel bir sorun olarak varlığını sürdürüyor.