Atlas Haber Ajansı'nda yer alan habere göre Parti içinde yaşanan son siyasi gelişmelerin ardından kamuoyuna yansıyan iddialar, üst düzey bürokratların idari süreçlerdeki rollerini ve hukuki sorumluluklarını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, ihale ve benzeri resmi işlemlerde bürokratlar tarafından atılan imzaların sadece teknik bir onay mekanizması olmadığını, idari denetim ve şeffaflık açısından doğrudan sorumluluk doğurduğunu belirtiyor.
Güç: "Harcama yetkisi bende değildi"
Hakkındaki iddialara ilişkin daha önce açıklamalarda bulunan CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, savcılık makamınca talep edildiği belirtilen bazı ihale dosyalarında imzasının bulunduğunu doğrulamıştı. Söz konusu imzaların idari işleyiş ve mevzuat gereği atıldığını savunan Güç, nihai harcama yetkisinin kendisinde olmadığını beyan etmişti.
Güç’ün bu savunması, sorumluluğu alt birimlere devrettiği gerekçesiyle kamuoyunda ve siyaset kulislerinde "çalışma arkadaşlarını yolda bıraktığı" yönündeki eleştirileri ve tartışmaları da beraberinde getirdi.
İdari sorumluluk tartışması
Kamu yönetimi uzmanları ve hukukçular ise bürokraside sorumluluğun paylaşımı konusunda iki farklı görüşü savunuyor. Bir kısım uzman, üst düzey yöneticilerin önlerine gelen evraklarda daha kapsamlı bir denetim yükümlülüğü bulunduğunu ve imza sahiplerinin sorumluluktan kaçamayacağını ifade ederken; diğer bir kesim ise mali ve idari açıdan nihai harcama yetkisinin alt birimlerde tanımlandığını, imza süreçlerinin hiyerarşik bir usulden ibaret olduğunu ileri sürüyor.
Çağatay Güç’ün büyükşehir belediyesindeki görev süresiyle ilgili yürütülen bu tartışmaların, şu an için herhangi bir adli soruşturma sonucuna veya kesinleşmiş bir yargı kararına dayanmadığı bildirildi. Siyasi kaynaklar, yargı kararı olmamasına rağmen konunun CHP içindeki mevcut bölünmeyi tırmandıracağını öngörüyor.