Kent merkezine oldukça yakın bir lokasyonda bulunan ve kolay ulaşılabilirliği ile dikkat çeken yapı, milyonlarca yılda oluşan sarkıt, dikit, sütun ve travertenlerin büyüleyici uyumuyla ziyaretçilerini karşılıyor. Doğal ekosisteme zarar verilmeden tasarlanan cam köprüler, gözlem terasları ve modern yürüyüş parkuru sayesinde, turizme açık olan 875 metrelik kısım rahatça keşfedilebiliyor. Giriş alanındaki bilgilendirme panoları ise konuklara mağaranın derin tarihi hakkında rehberlik ediyor.
350 Milyon yıllık geçmiş, dev yer altı dünyası
Yaklaşık 3 bin 350 metrelik toplam uzunluğuyla ülkenin en uzun 10, Zonguldak'ın ise ikinci en büyük mağarası unvanına sahip olan Gökgöl Mağarası'nın kökeni Karbonifer dönemine dayanıyor. Yaklaşık 350 milyon yıllık bir süreçte şekillenen bu jeolojik yapının içinden geçen aktif yer altı deresi, doğal bir sifon mekanizmasıyla Erçek Deresi'ne dökülüyor. Eşsiz damlataş oluşumlarına ev sahipliği yapan iç mekân; yapısal farklılıklarına göre "Fosil Giriş", "Astım Salonu", "Harikalar Salonu" ve "Mucizeler Salonu" gibi farklı bölümlere ayrılıyor.
Mikroklima özellikleriyle öne çıkan ve içerisindeki hava atmosferinin astım gibi solunum yolu rahatsızlıklarına olumlu etkiler sağladığı bilinen Gökgöl Mağarası, bu yönüyle kültür turizminin yanı sıra sağlık ve şifa turizminde de bölgenin en önemli cazibe merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.