Zonguldak’ın altında 300 milyon yıllık tarih: Taşkömürü bir şehri nasıl kurdu?

Zonguldak’ın taşkömürüyle kurduğu bağ, 1829’daki keşif anlatısından çok daha eskiye uzanıyor. Kentin kilometrelerce altından çıkarılan taşkömürünün hikâyesi, yeryüzünde insanın bulunmadığı, bugünkü kıtaların henüz oluşmadığı Karbonifer Dönemi’ne dayanıyor.

Press67.net Analiz Haber - Uluslararası Stratigrafi Komisyonu verilerine göre Karbonifer Dönemi, yaklaşık 359 milyon yıl önce başlayıp 299 milyon yıl önce sona erdi. Zonguldak ve Bartın çevresindeki taşkömürü damarları da bu jeolojik dönemin son bölümlerinde gelişen kömürlü tabakalar içerisinde yer alıyor. Milyonlarca yıl önce bataklık alanlarda biriken yoğun bitki örtüsü, üzerinin tortullarla kapanması, oksijensiz ortam, basınç ve sıcaklığın etkisiyle zaman içerisinde taşkömürüne dönüştü.

Zonguldak’ın altındaki kömür damarları bu nedenle yalnızca bir enerji kaynağı değil, yaklaşık 300 milyon yıllık bir yeryüzü arşivi niteliği taşıyor. Bugün maden işçilerinin ulaştığı damarlar, insanlık tarihinden yüz milyonlarca yıl önce yaşamış ormanların dönüşmüş kalıntılarından oluşuyor.

Keşiften üretime uzanan yol

Türkiye Taşkömürü Kurumunun tarihçesine göre Zonguldak Havzası’ndaki taşkömürünün, 1829 yılında Ereğli’nin Kestaneci köyünden Uzun Mehmet tarafından bulunduğu kabul ediliyor. Havzanın sınırları 1848 yılında belirlenirken Hazine-i Hassa adına düzenli taşkömürü işletmeciliği başlatıldı. TTK’nin ambleminde yer alan 1848 tarihi de havzada üretimin başlangıcı kabul edilen bu yılı temsil ediyor.

Taşkömürünün bulunması, bölgede yalnızca maden ocaklarının açılmasıyla sonuçlanmadı. Liman, demiryolu, atölye, işçi mahalleleri ve idari yapılar maden üretiminin çevresinde şekillendi. Kömür üretimi arttıkça Zonguldak, küçük yerleşimlerin bulunduğu bir kıyı bölgesinden Osmanlı’nın ve daha sonra Cumhuriyet’in önemli sanayi merkezlerinden birine dönüştü.

Kırım Savaşı’nda Zonguldak kömürü

Havzanın stratejik önemi kısa sürede uluslararası boyut kazandı. Kırım Savaşı sırasında Kozlu, Zonguldak ve Üzülmez çevresindeki kömür işletmeleri İngiliz ve Fransızların denetimine girerken üretilen kömür bu ülkelerin donanmalarının ihtiyaçlarında kullanıldı. 1885 yılında Kozlu’da havzanın ilk kuyusu açıldı, 1893’te ise Zonguldak Limanı ile bazı demiryolu hatlarının yapımı için ihale gerçekleştirildi.

Bu gelişmeler, Zonguldak taşkömürünün sıradan bir yer altı kaynağı olmadığını gösterdi. Kömür; donanmanın hareket kabiliyetini, buharlı gemilerin çalışmasını, demiryolu taşımacılığını ve sanayinin sürekliliğini doğrudan etkileyen stratejik bir hammadde haline geldi.

Kömür yalnızca şehri değil, işçi sınıfını da oluşturdu

Havzada üretim arttıkça binlerce işçi ağır ve tehlikeli koşullarda yer altında çalışmaya başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 1921 yılında çıkarılan 151 sayılı Havza-i Fahmiye Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun, maden işçilerinin çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler getirdi. 1924 yılında Türkiye’nin ilk maden mühendisliği okulu olarak kabul edilen Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi de Zonguldak’ta açıldı.

Bu iki gelişme, taşkömürünün Zonguldak’ta yalnızca ekonomik değil, hukuki ve eğitim alanında da dönüşüm yarattığını ortaya koyuyor. Kent, bir taraftan maden işçiliğinin merkezi olurken diğer taraftan Türkiye’nin madencilik bilgisinin ve mühendislik birikiminin geliştiği yerlerden biri haline geldi.

İstanbul’un ışığında Zonguldak kömürü vardı

TTK kayıtlarına göre Zonguldak taşkömürü, 1856’dan itibaren İstanbul’daki İstiklal Caddesi’nin havagazıyla aydınlatılmasında kullanıldı. Kömür ayrıca donanmada, tophanede, gemilerde, trenlerde, demir-çelik, dokuma, çimento, şeker ve çay fabrikalarında değerlendirildi. 1914’ten itibaren Silahtarağa Termik Santrali’nin, 1948’den sonra ise Çatalağzı Termik Santrali’nin yakıt ihtiyacında Zonguldak kömürü önemli rol oynadı.

Bu tablo, Zonguldak’tan çıkarılan her ton kömürün yalnızca kent ekonomisini değil, Türkiye’nin sanayileşme sürecini de beslediğini gösteriyor. Ereğli ve Karabük’te kurulan demir-çelik tesislerinin gelişimiyle taşkömürünün önemi daha da arttı.

Bedeli ağır oldu

Zonguldak’ın kömür tarihi, üretim rakamlarından ve sanayi tesislerinden ibaret değil. Havza aynı zamanda Türkiye’nin en ağır maden facialarına tanıklık etti. TTK kayıtlarına göre 1983 yılında Armutçuk’ta meydana gelen gaz ve kömür tozu patlamasında 103, 3 Mart 1992’de Kozlu’daki patlamada ise 263 madenci hayatını kaybetti. Havzanın farklı dönemlerinde yaşanan çok sayıda kazada yüzlerce işçi yaşamını yitirdi.

Bu nedenle Zonguldak’ta taşkömürü, ekonomik değerinin yanında yas, dayanışma ve işçi mücadelesi anlamı da taşıyor. Kentin sosyal hafızası, yer altında çalışan ve hayatını kaybeden madencilerin hikâyeleriyle şekilleniyor.

1,3 milyar tonluk miras, 703 bin tonluk üretim

TTK verilerine göre Zonguldak Havzası’nda deniz seviyesinin 1.200 metre altına kadar hesaplanan taşkömürü rezervi yaklaşık 1,3 milyar ton seviyesinde bulunuyor. Kurumun 2025 yılında gerçekleştirdiği üretim ise 703 bin 861 ton olarak açıklandı.

Ancak rezerv miktarı, bu kömürün tamamının kolay, güvenli ve ekonomik biçimde çıkarılabileceği anlamına gelmiyor. Zonguldak Havzası’ndaki damarların derin, eğimli, kırıklı ve gazlı yapısı üretimi teknik açıdan zorlaştırıyor. Bu durum, yerli taşkömürünün stratejik değeri ile üretim maliyeti arasındaki temel çelişkiyi oluşturuyor. Bu değerlendirme, havzanın jeolojik yapısı ve üretim verilerinin birlikte okunmasına dayanan bir analizdir.

Bir maden kentinden daha fazlası

Zonguldak’ın tarihi incelendiğinde, taşkömürünün kentin altında bulunan bir maden değil, kentin ortaya çıkış nedeni olduğu görülüyor. Limanı, demiryolu, mahalleleri, işçi kültürü, sendikal hareketi ve sanayi kimliği kömür çevresinde gelişti.

Yaklaşık 300 milyon yıl önce oluşan taşkömürü damarları, 19’uncu yüzyılda Osmanlı donanmasını, Cumhuriyet döneminde demir-çelik sanayisini ve elektrik üretimini besledi. Ancak aynı damarlar, yüzlerce madencinin hayatına mal olan ağır bir çalışma tarihini de beraberinde getirdi.

Bu nedenle Zonguldak taşkömürü tartışması yalnızca “kâr mı, zarar mı?” hesabına indirgenemez. Konu; enerji güvenliği, sanayi politikası, işçi sağlığı, istihdam, teknolojik yatırım ve bir kentin tarihsel kimliği birlikte değerlendirilerek ele alınmalıdır. Zonguldak’ın altında yalnızca kömür değil, Türkiye’nin sanayileşme tarihinin en önemli bölümlerinden biri bulunuyor.

İLGİLİ HABERLER