Artan işletme maliyetleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin ekonomik yapısını giderek daha fazla zorluyor. İlkadımlar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Fikri Eroğlu, özellikle personel giderlerinin kurum bütçelerinde önemli bir yük oluşturduğunu söyledi. Eroğlu, kira, SGK, elektrik, akaryakıt, araç bakım ve diğer işletme kalemlerindeki artışın kurumlara yapılan ödemelere aynı ölçüde yansımadığına dikkat çekti.
Eğitim hizmetinin niteliğini koruyabilmek için mevcut ekonomik koşullarda daha fazla kaynak gerektiğini ifade eden Eroğlu, personel maliyetlerinin sektör açısından belirleyici olduğunu vurguladı.
“Bizim işimizde en büyük gider personel. Çünkü bu hizmet insanla yapılıyor. Öğretmenimizin, terapistimizin ve diğer çalışanlarımızın hakkını vermek zorundayız. Bunun yanında kira, elektrik, servis araçları, yakıt ve daha birçok giderimiz var. Bunların hepsi ciddi şekilde arttı. Buna rağmen çocuklarımızın aldığı hizmetin kalitesini düşürmek istemiyoruz.” dedi.
Ödemelerin satın alma gücü geriledi
Özel eğitim için yapılan ödemelerin yıllar içindeki seyrine de değinen Eroğlu, 15 yıl önce bir öğrencinin aylık eğitim giderinin yaklaşık bir asgari ücret düzeyinde bulunduğunu söyledi. Bugün ise aynı ödemenin asgari ücretin yaklaşık dörtte biri seviyesine gerilediğini belirtti.
“15 yıl önce özel eğitim için yapılan aylık ödeme, asgari ücretle kıyaslandığında çok daha yüksek bir seviyedeydi. Bugün geldiğimiz noktada ise bu oran yaklaşık dörtte bir seviyesine gerilemiş durumda. Oysa geçen 15 yılda kira, personel, SGK, elektrik, yakıt ve diğer bütün giderler sürekli arttı.”
Eroğlu, kurumların karşı karşıya kaldığı sorunun yalnızca gider artışından kaynaklanmadığını ifade etti. Ödeneklerde yapılan artışların enflasyonun gerisinde kalmasının da kurumların mali gücünü zayıflattığını söyledi.
“Giderlerimiz gerçek anlamda artarken gelirlerimiz aynı oranda artmadı. Özellikle ödenek artışlarının enflasyonun altında kalması, kurumların her yıl biraz daha fazla zorlanmasına neden oldu. Bugün aslında geçmişte aldığımız hizmet bedelinin satın alma gücünü alamıyoruz.”
Ekonomik tablodaki değişimin personel politikalarına da doğrudan yansıdığını belirten Eroğlu, geçmişte özel eğitim kurumlarının öğretmenler için daha cazip ücret koşulları sunabildiğini anlattı.
“15 yıl önce özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin ücretleri kamuya göre iyi seviyelerdeydi. Bugün ise kamu öğretmenlerinin ücretleriyle kıyasla daha düşük seviyelerde. Biz alanında yetişmiş, deneyimli öğretmenlerimizi kurumumuzda tutmak istiyoruz. Fakat bunu yapabilmek için bizim de ekonomik olarak güçlü olmamız gerekiyor.”
Nitelikli çalışanların sektörde kalmasının eğitim sürecinin devamlılığı açısından önemli olduğunu vurgulayan Eroğlu, öğretmen değişikliklerinin özel gereksinimli çocuklar üzerindeki etkisine işaret etti.
“Özel eğitimde öğretmen değişikliği sıradan bir personel değişikliği değildir. Çocuğun öğretmeniyle kurduğu bağ ve eğitim sürecindeki devamlılık çok önemli. Bu nedenle iyi personeli korumak bizim için öncelik.” dedi.
Eğitim kalitesinin korunması vurgusu
Kurumların yaşadığı ekonomik güçlüklerin yalnızca işletmelerle sınırlı olmadığını söyleyen Eroğlu, sürecin özel gereksinimli bireyleri ve ailelerini de doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Kurumların faaliyetlerini sürdürebilmesinin çocukların eğitimlerinin kesintisiz devamı açısından önem taşıdığını ifade etti.
“Bizim önceliğimiz çocuklarımız. Aileler bize çocuklarını emanet ediyor. Dolayısıyla ekonomik şartlar nedeniyle eğitim kalitesinin düşmesini hiçbirimiz istemeyiz. Kurumların ayakta kalabilmesi, çocukların eğitimlerinin düzenli şekilde devam edebilmesi açısından da önemli.”
Mevcut hizmeti korumanın yanında eğitim ortamlarını geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Eroğlu, daha geniş ve donanımlı fiziki koşullar oluşturmak için yatırım yapmak istediklerini söyledi.
“Biz daha iyi hizmet vermek istiyoruz. Daha büyük ve daha uygun bir kurum binası yapmak, mevcut binamızı geliştirmek veya daha donanımlı bir bina kiralamak istiyoruz. Çocuklarımızın daha geniş, daha modern ve daha rahat ortamlarda eğitim almasını istiyoruz. Bunun için yatırım yapmaya da hazırız.”
Yatırım planlarının yalnızca finansmanla sınırlı kalmadığını dile getiren Eroğlu, bürokratik süreçlerin de kurumların önündeki önemli sorunlardan biri haline geldiğini ifade etti.
“Maalesef yatırım yapmak istediğiniz zaman iş sadece maddi imkânla bitmiyor. Çok fazla prosedür ve bürokratik süreçle karşılaşıyorsunuz. Bir kurum binası yapmak veya kiralamak, mevcut binayı geliştirmek istiyorsunuz ama önünüze yeni şartlar ve yeni işlemler çıkıyor. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Daha iyi hizmet verebilmek için yatırım yapmak istiyoruz. Bunun kolaylaştırılması gerektiğini düşünüyoruz.”
Düzenlemelerde saha çağrısı yaptı
Sektöre yönelik yeni kararlar alınırken hizmet veren kurumların günlük maliyetlerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Eroğlu, düzenlemelerin sahadaki ekonomik koşullara göre şekillendirilmesini istedi.
“Biz bu işin içindeyiz. Her gün personel giderini, araç giderini, kira ve diğer masrafları birebir yaşıyoruz. Bu nedenle yapılacak düzenlemelerde sahadaki gerçek maliyetlerin dikkate alınması gerekiyor.” dedi.
Özel eğitim kurumlarının ekonomik ve bürokratik açıdan daha rahat hareket edebilmesinin yeni yatırımların önünü açacağını savunan Eroğlu, bunun doğrudan çocuklara sunulan hizmete yansıyacağını belirtti.
Eroğlu, “Bizim istediğimiz daha fazla kazanmak değil, daha iyi hizmet verebilmek. Daha iyi bina yapmak, daha iyi ekipman kullanmak, iyi personelle çalışmak ve çocuklarımıza daha iyi imkânlar sunmak istiyoruz. Bunun için kurumların hem ekonomik olarak hem de bürokratik açıdan biraz daha rahat nefes alabileceği bir ortam oluşturulması gerekiyor. Biz sorun çıkarmak değil, çözümün bir parçası olmak istiyoruz.” dedi.