İmralı'ya yönelik ziyaret kararına karşı çıkışlarının "Terörsüz Türkiye" hedefine karşı olmak anlamına gelmediğini net bir şekilde belirten Dervişoğlu, karşı oldukları noktanın yöntemsel olduğunu vurguladı. Eleştirisinin merkezine, "terörist ile devletin eşitlenmesi" girişimini yerleştirdi.
Dervişoğlu, İstiklal Savaşı'nı veren ve Cumhuriyeti kuran Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) bir terör örgütü liderinin ayağına götürülmesini kabul edilemez bulduğunu belirterek, "Siz bu Meclis'i bir terör örgütü başı ile nasıl eşitlersiniz ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, Abdullah Öcalan ile aynı cümlenin içerisinde nasıl anarsınız?" diye tepki gösterdi.
"Bir Senedir İmralı Tartışmasıyla Boğdunuz"
Dervişoğlu, konuşmasının ikinci ve daha can alıcı bölümünde, hükümetin yapay gündem yarattığı iddiasıyla ekonomideki derin krize odaklandı. Hükümeti, bir yıldan beri ülkeyi "İmralı'ya gidilsin mi, Öcalan serbest bırakılsın mı" gibi tartışmalarla meşgul etmekle suçladı.
İYİ Parti lideri, emeklilerin evinde tencere kaynatamadığını, annelerin çocuklarının beslenme çantalarına yiyecek koyamadığını, asgari ücretin ayın ilk 10 gününde tükendiğini ve gençlerin umutsuzlukla yabancı konsolosluklar önünde gelecek aradığını belirterek, ülkenin yaşadığı gerçek dramı gözler önüne serdi. Dervişoğlu, bu yakıcı sorunlar görmezden gelinirken siyasetin İmralı'ya odaklanmasını şiddetle eleştirdi.
Yorumlar
Kalan Karakter: