Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin TTK’ya bağlı Karadon, Kozlu ve Üzülmez müesseselerinde yaptığı denetimler, Zonguldak’ın ana damarlarını durdurdu. Gerekçe net ve hayati: "Havalandırma ve tahliye sistemlerinde, elektrik kesintisine karşı otomatik devreye girecek ikinci bir enerji kaynağı eksik." Yani müfettişler diyor ki; "Olası bir felakette madenciyi kaderine terk edemezsiniz."
Bu teknik gerekçeyle üretim durdu, ocaklara sessizlik hakim oldu. Ancak yerin altı, yerin üstü kadar sessiz değil.
Toprak "Kustu" mu?
Tam da ocakların sustuğu, kömür üretiminin durduğu bu günlerde; Kozlu Taşbaca Mahallesi’nden gelen haber tüyleri diken diken etti. Ramazan Kırlak’ın evinde kombi alarmı çaldı ama suçlu doğalgaz değil, evin zemininden sızan yoğun metan gazıydı.
Maden mühendisliği biliminde "tesadüf"e yer yoktur. Ocaklarda üretimin durması, galerilerdeki hava sirkülasyonunu ve yer altı basınç dengelerini değiştirir mi? Yerin yüzlerce metre altındaki o devasa boşluklarda biriken gaz, üretimle tahliye edilemediği için kendine yeni yollar, yeni çatlaklar mı arıyor? Kozlu’daki o evin zemininden çıkan gaz, aslında kapatılan ocakların "Biz buradayız" deme şekli olabilir mi?
Bu sorular, komplo teorisi değil; Zonguldak’ın coğrafi kaderidir. Ve bu soruların cevabı, en az 5 Şubat Perşembe günü İş Mahkemesi’nde görülecek dava kadar hayatidir.
Amasra’nın Acı Dersleri ve İki Ucu Keskin Bıçak
Hafızalarımızda Amasra faciasının 45 can kaybı hala tazeyken, "Üretim durmasın, ekonomi zarar görmesin" demek vicdanları kanatır. Bakanlık müfettişlerinin "önce can güvenliği" refleksi, Amasra’dan alınan en acı dersin sonucudur. Eğer Karadon’da, Üzülmez’de bir madencinin burnunun kanama ihtimali varsa, o çarklar dönmemelidir.
Ancak madalyonun diğer yüzünde, yerin altındaki o gazı kontrol altında tutan yegâne mekanizmanın da yine o ocakların işleyişi olduğu gerçeği var. Ocakları mühürlemek, sadece kapıya kilit vurmak değildir; yer altındaki "canavarı" kontrolsüz bırakma riskini de barındırır.
Kozlu'da o evdeki aile kombi alarmıyla kurtuldu. Peki ya alarmı olmayanlar?
Taşbaca’daki olayda facianın eşiğinden dönüldü çünkü teknoloji (kombi sensörü) devreye girdi. Peki, Zonguldak’ın genelinde, eski ocakların üzerinde kurulu binlerce evde yaşayan ve evinde gaz alarmı olmayan vatandaşların güvencesi ne?
5 Şubat’taki mahkeme sadece "üretim başlasın mı, başlamasın mı" kararını vermeyecek. Bu karar, Zonguldak’ın hem yer altındaki işçisinin hem de yer üstündeki vatandaşının can güvenliği arasındaki hassas teraziyi kuracak.
Bilirkişi heyetinin raporu ve mahkemenin vereceği karar ne olursa olsun, Kozlu’daki sızıntı bize tek bir gerçeği haykırıyor:
Zonguldak’ta ihmalin bedelini bazen yerin altındaki madenci, bazen de yerin üstündeki masum bir aile öder. Artık geçiştirilecek tek bir saniyemiz bile yok.
Yorumlar
Kalan Karakter: