Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın üçüncü duruşması, geniş katılım nedeniyle Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda kurulun özel salonda gerçekleştirildi. Cumhuriyet savcısının 217 yıla kadar hapis cezası talep ettiği davada mahkeme heyeti, Özcan'ın fiziken hazır bulunma talebini reddetti. Bu karar üzerine Özcan ve tutuklu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla cezaevinden duruşmaya bağlandı. Diğer tutuklu sanıklar Ali Sarıyıldız ve Mustafa Altındal ise salonda hazır bulundu.
Duruşmada sanıklar ve avukatları, savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunmalarını sundu. Tanju Özcan, 'marketler', 'ruhsat', 'kurban', 'hakediş', 'beton' ve 'kafe' başlıkları altında toplanan suçlamalara yanıt verdi.
Kurban bağışı iddialarına sert tepki
Savcılık mütalaasında, BOLSEV Vakfı'nın 2025 yılı Kurban Bayramı öncesinde düzenlediği kampanyada 34 bağışçıdan 845 bin TL toplandığı ve bu paraların kurban alımı için kullanılmadığı iddia edilmişti. Özcan, bu suçlamaları reddederek kişisel bir menfaat sağlamadığını vurguladı.
Özcan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Akçeli bir işle suçlanıyorum. Kendimize bir kuruş menfaat sağlamadığımız sabit. Bu suçlamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürüyorum. Savcılık BOLSEV adına kurban bağışı toplandığı ve toplanan paralarla kurban kesilmemesini dolandırıcılık olarak nitelendiriyor. Benim bu olayla ilgili illiyet bağım Ali Sarıyıldız'ın ifadeleri ile ilgili. Ali Sarıyıldız karıştırıyor. Ben onu bu konuyla ilgili aramadım. Yüzlerce kez kendisiyle telefonda konuştum ama bu konuda kesinlikle kendisine talimat vermedim. İddiayı yapan ispatını ortaya koyacak. Raporda suç var denilmiyor, para da harcanmamış deniliyor.”
Özcan, bağış yapanların tanıdıkları olduğunu belirterek dolandırıcılık unsurlarının oluşmadığını savundu ve tanık Ali Sarıyıldız'a seslendi:
“Buraya bağış yapan 34 kişi bizim tanıdığımız insanlar. Biz neden bu insanları dolandıralım. 34 kişinin içerisinde mağdur olarak değerlendirilen Ali Sarıyıldız'ın kardeşi var, benim akrabalarım var. Somut olayda suç teşkil eden bir konu yok. Dolayısıyla suç yok. Ali kardeşime tekrar sesleniyorum. İş işten geçmeden sıra sana gelince gerçekleri söyle. Ali'ye icbar altında bazı beyanlar verdirmişler. O beyanları vermişsin bizi yakmışsın, kendini de kurtaramamışsın. Sen de aynı hapis cezası istemiyle, ben de aynı hapis cezasıyla istemiyle yargılanıyorum. Türkiye'de hiç şikayetçisi olmayan dolandırıcılık davası var mı? Burada dolandırıcılık suçunun unsurları yok. Burada beraat verilmesi gerekirken yargılanıyoruz.”
Rüşvet ve beton suçlamalarının reddi
Özcan, belediyeden beton almaya zorlama, hakedişlerde gecikme yaratma ve kafe ruhsatı için rüşvet isteme gibi suçlamaları da kabul etmedi. Amaçlarının belediyeye gelir sağlamak olduğunu belirten Özcan, reklam gelirlerinin vakıf hesabına yatırıldığını ve kişisel menfaat sağlanmadığını ifade etti.
Müteahhit Nazmi Güzel'in ruhsat iddialarına değinen Özcan, aralarında husumet bulunduğunu ve Güzel'in kendisini tehdit ettiğini öne sürdü. Özcan, husumetin kaynağına ilişkin çarpıcı bir açıklama yaptı:
“Düğünde kendisiyle karşılaştık ve beni üstü kapalı tehdit etti. Tanıklar arasında 46 mağdur dinlendi ve hiçbiri şikayetçi olmadı. Nazmi Güzel'in özel bir husumeti var. Abdullah Öcalan'a teröristbaşı demeseydim aramızda husumet oluşmazdı. İşleri aksıyormuş, telefonlarına bakmıyormuşum. Hep yalan beyanlarda bulunuyor. Nazmi Güzel ile ben baş başa görüşmedim. Ben mi para istediğimi ispat edeceğim, o mu para verdiğini ispat edecek. Pazarlık yapılmış, 1.5 milyonluk çek almışım. Neresine inanacağız. Para konusunda birçok beyanı var. Tuna Özcan '2.5 milyon istedi' diyor, bana başka şey söylüyor. Hangi birine inanacağız. 'Dilekçelere cevap verilmedi' diyor, hangi dilekçene cevap verilmedi. Ben hiçbir zaman onunla para konusunu konuşmadım. 1 milyon TL konusu var. Bu paradan benim haberim yok. Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evdeki kedi gibi oturacağım. İsterse Öcalan'ı çıkarsınlar, isterlerse mültecileri doldursunlar umurumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım.”
