CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uzun süren sessizliğini bozdu.
KRT'de canlı yayına katılan Kılıçdaroğlu, Gökhan Kayış'ın sorularını yanıtladı.
NEDEN 'HANÇERLENDİM?' DEDİ?
Çok tartışıldı. Hala da tartışılıyor. Siyasette etik, ahlaki değerler ve güven çok önemlidir. Arkadaşlarla kuracağınız ilişkiler, kader arkadaşı, yol arkadaşı olduğunuz kişilerle güven içinde götürürsünüz pek çok olayı ama bu güveni yüz yüze tartışmanın ötesinde arka kapıdan tartışılarak farklı bir yol yürünmesi doğru değil. O açıdan ben kurultayda 'hançer' deyimini kullanmıştım. Yol arkadaşınızın size ihanet etmemesi gerekir. Bir tereddüt, farklı görüş varsa çok rahat dillendirilebilir. CHP'nin dokusunda bu vardır. Her zaman eleştiriye değer veririz. Eleştiren arkadaşların sözünü genel başkanlığım sürecinde hiç kesmedim. Her zaman güvendim arkadaşlarıma, o güven içinde görüşlerimizi, sırlarımızı paylaştık. Yol arkadaşlığı çok kolay bir iş değildir. "Bay Kemal'in yol arkadaşı olmak zordur" demiştim. Zordur hakikaten. Tasada ve kıvançta beraber olmak demektir.
2 YILDIR DİNMEYEN ACI: 6 ŞUBAT
Deprem olduktan sonra deprem bölgesine giden ilk genel başkanım. Bütün illeri, bazı büyük ilçeleri gezen, yurttaşları dinleyen ilk genel başkanım. Deprem bölgesinde geceleyen de ilk genel başkanım. Deprem bölgesine giderken asla makam aracı kullanmadık, minibüsle gittik. İkinci gidişimde tekrar bölgeye baktım. Acaba ne kadar yol alınmış, iktidar ne yapmış diye. Üçüncü gidişimde sanayi odaları ile görüştüm. Kendi düşüncelerimizle paylaştık. Bir genel başkanın, yaşanan bir felaket dolayısıyla duyduğu bütün sorumluluğu yerine getirdik. Hiç kimseye üsten bakmayarak, acılarını paylaşarak olayı yürüttük.
Benim gördüğüm kadarıyla gerekli özenin, dengeli bir şekilde verilmediğini gördüm. CHP'li belediyeyse daha az, diğer belediyelere daha fazla özen gösterildiğine tanık oldum.
Bazı özel beklentileri olabilir kişilerin. Bu ülkede rüşveti sıradan bir olay olarak görmeye başladık. Deprem paralarını ne yaptılar? Hesabını vermediler. Bunlar bir ortak yayın yaptılar. Yardım paraları da topladılar, bunlardan bazıları paraları da vermediler. Milyarlarca para verilmedi. Bu hükümette ahlak, erdem olsa bu yalancıların isimlerini televizyonda yayınlarlar. Bunu özellikle AK Parti'ye oy veren insanların insafına bırakıyorum. Madem söz veriyorsun, ödemiyorsun ama senin adını iktidar gizliyor. Neden gizliyor?
Depremden sonra bir Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Başkanı, Veysel Eroğlu. Rapor 14 Mayıs 2023'te TBMM Başkanına sunuldu. Raporun sayfası 912 sayfa. Bu raporun birinci tespiti şu; "Depreme hazırlık ve afet yönetimi konusunda kurumlar arasında istenen uyum sağlanamamıştır. Hatta yapılan bazı çalışmalarla ilgili diğer birimlerin haberleri dahi olmadığı ortaya çıkmıştır". Bu işin sorumlusu kim? Sayfa 711, sorumlu kuruluş Cumhurbaşkanlığı.
ABD BAŞKANI TRUMP'IN GAZZE ÇIKIŞI
Orta Doğu'nun bir artısı bir de eksisi var. Artısı şu, petrolü çok. Bu aynı zamanda onların başına bela oldu. Gazze olayı, Suriye, İsrail... Beraber değerlendirmek lazım. Geçmişte Orta Doğu'yu yeniden yapılandırmak için Büyük Orta Doğu Projesi vardı. Bu projenin Orta Doğudaki eş başkanı Erdoğan'dı. Bu projenin özelliği İsrail'i daha geniş bir alana yaymak ve daha güçlü bir devlet haline getirmek.
Son olaylara bakarak, Hamas diye bir örgüt var. Bunu kurduran İsrail'dir. Filistin Kurtuluş Örgütü'nü bölmek için yaptı bunu. Hamas, Batılı bir kadın sanatçının konser verdiği bir etkinliğe saldırdı. İsrail bu görüntüleri tüm dünyaya servis etti ve İsrail, Filistin'e girdi. Gazze Filistin'indir.
SURİYE'DE YENİ DÖNEME NE DİYOR?
Suriye ne oldu? Darmadağınık oldu.
Türkiye, Suriye'nin geleceği konusunda aktif rol almak zorundadır. Türkiye, kendisinin sadece bugününü değil geleceğini de güvence altına almak zorundadır. Suriye'nin yeniden yapılanması konusunda Türkiye'nin aktif rol alması gerekiyor.
Türkiye'nin yapması gereken değişen koşullara uygun, bölgeye de barışı getirecek adımları atmasıdır. Şartlar zorlanırsa operasyon yapılmalı. Orta Doğu bataklığına Türkiye'nin baştan girmemesi lazım. Çok dikkatli bir politika izlenmesi gerekirdi, hala da var o şans. Türkiye, Suriye'ye demokrasiyi götürmeli.
Suriye bir bomba. Bugün geldiğimiz noktada dikkatli bir politika izlenirse, Mısır kilitbaşlardan biridir, Katar, Suudi Arabistan var. Arap devletleriyle birlikte götürülmesi lazım. Türkiye'nin bölgede tarihsel ağırlığı yanında aynı zamanda güç olarak da büyük bir ağırlığı var.
Türkiye oraya demokrasiyi götürmeli, orada kimlikler, inançlar arasında bir ayrım olmamalı. Benim şahsim önerim, Suriye Arap Cumhuriyeti resmi adı şu anda, orası Suriye Cumhuriyeti Devleti olarak adlandırılması kanısındayım. Biz, Suriye halklarıyla akrabayız. Kürtler, Araplar, Süryaniler, Türkmenler var... Türkiye bu bölgeye demokrasiyi, laikliği götüren bir devlet olmalı. Suriye'nin büyümesi ve kalkınması için elimizden gelen her çabayı göstermeliyiz. Suriye ile dostluk ilişkilerimizi büyütmek zorundayız.
Bölgede ABD'nin gücünü bilmek gerekiyor. Ama ABD'nin de bölgede Türkiye'nin gücünü bilmesi gerekiyor. Bölgenin en önemli aktörüyüz. Bölgeye demokrasiyi, insan haklarını, kaynaşmayı getirerek, tüm kültürlerin ne kadar önemli olduğunu anlatarak...
Orta Doğu halklarıyla tarihsel, kültürel birlikteliğimiz var. Bu birlikteliği barış ekseninde büyütmeliyiz. Bir araya gelmeliyiz. Biz bölge halklarıyla, Suriye ile sıcak ilişkiler kurmalıyız. Herkesin kimliğine, inancına saygı duymak zorundayız. Bu anlayışı Suriye'ye de götürmek zorundayız. Biz o coğrafyanın güçlü bir devleti olarak konumumuzu korumalıyız.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" SÜRECİNE NE DİYOR?
Acıların bize hangi faturaları ödettiğini hepimiz biliyoruz. Bir sürü insanlar hayatlarını kaybettiler. Bu coğrafyada artık acılardan söz etmeyelim. Evet, barıştan yanayız ama bunun nasıl olacağını biliyor musunuz? Barış istiyor musunuz, istememek akıl dışı bir şeydir.
Kemal Kılıçdaroğlu, bu ülkede barış olmasını, huzur olmasını ister. Birlikte yapmamız gerekiyor. Bunun için bize lafla bir şey anlatmasınlar. Bugüne kadar çok konuşuldu. Barış isteyenlerin kişisel bir çıkarlarının olmaması lazım. Biz bunu ülkemiz için yapıyoruz demeleri lazım. İlkelerin, hedeflerin konulması lazım. Barışı kim istemez ki?
Çağrı yapıyorsunuz. "Barış yapalım" diye. E yapın, sizin elinizden tutan mı var? Gerçek anlamda samimiyseniz, sivil siyasetten yana olan ve hala hapiste tutulan Selahattin Demirtaş var. Niye hapiste? "Ben sivil siyasetten yanayım, ben ülkemde barış istiyorum" diyor daha ne istiyorsunuz? Siz neden Selahattin beyi görmezden geliyorsunuz?
Terör örgütünün silah bırakması ancak emperyal güçlerin isteği üzerine olur. Bu gerçeği de kabul edelim. Terör örgütüne bugüne kadar hangi ülkeler silah veriyordu, destekliyordu? Emperyal güçler 'Silah bırak' demeden bırakmazlar.
Bölgenin bütün aktörlerini düşünmek zorundasın. Bir başka önemli aktör İran. Haritalar yayınlanıyor. Türkiye'yi çağdaş dünyadan koparıp bir Orta Doğu ülkesi haline getirmek istiyorlar. Türkiye'nin buna göre politika oluşturması lazım. Biz buna devlet aklı diyoruz.
Görüşüyorlar, çözsünler. Kamuoyuna hangi açıklama yapıldı, bilmiyoruz. Bir vatandaş olarak ülkemde barış olmasını isterim, niye istemeyeyim? Süreç bir ülkenin iradesiyle çözülebilecek türden bir süreç değil.
Yorumlar
Kalan Karakter: