Zonguldak Belediyesi'nin su fiyatlarına uyguladığı yüzde 87 oranındaki zam, kentte siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. CHP eski Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda hem belediye yönetimini eleştirdi hem de kendi partisine yönelik tutarlılık çağrısında bulundu.
"Zonguldak halkına musluğu açarken taksimetre çalışıyormuş gibi hissettirmemelisiniz"
Uzun, zammın dar gelirli aileler üzerinde yaratacağı etkiye dikkat çekti. Su faturalarının artık birçok hane için ciddi bir geçim yüküne dönüştüğünü belirtti. Emeklilerin, işçilerin ve asgari ücretlilerin elektrik, doğalgaz, kira ve gıda harcamaları arasında sıkıştığını ifade etti.
Yeni tarifeyle birlikte vatandaşların su kullanırken metreküp hesabı yapmak zorunda kalacağını öne sürdü. En temel ihtiyaçlarda dahi bütçe kontrolüne gidilmesini eleştiren Uzun, belediyeye net mesajlar verdi.
"Suyu vatandaş için lüks hâline getirmek bambaşka bir şeydir"
Paylaşımında suyun alternatifi olmayan, vazgeçilemeyen en temel insan hakkı olduğunun altını çizdi. Maliyet artışlarını anladığını ancak bunun gerekçe olamayacağını söyledi. Tasarruf çağrısı ile suyu erişilmez kılmanın birbirinden tamamen farklı kavramlar olduğunu vurguladı.
Uzun, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "İnsan düşünmeden edemiyor... Biz bu suyu içerken, yemek yaparken ya da en temel hakkımız olan temizlik için kullanırken artık metreküp hesabı mı yapacağız? 'Acaba bu ay fatura ne kadar gelecek?' diye hesap yapmak zorunda kalmak normal mi?"
"Onlar yaparken yanlış olan, biz yapınca doğru olmuyor"
Eski ilçe başkanı, geçmiş dönemde AK Partili belediye yönetiminin su zamlarına karşı yürüttüğü muhalefeti hatırlattı. O dönemde belediye önünde eylem yaptığını ve artan maliyetleri gerekçe gösteren her zammı eleştirdiğini belirtti. Bugün ise aynı hassasiyeti göstermenin siyasi bir zorunluluk olduğunu savundu.
Mevcut Belediye Başkanı'nın doğru ve faydalı bulduğu çalışmaları desteklediğini açıklayan Uzun, yanlış karşısında sessiz kalmanın kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Suyun ticari bir meta değil, yaşam hakkı olduğuna inandığını yineledi ve bu hakkı erişilmesi güç hâle getiren her kararın vicdani olduğu kadar siyasi bir sorumluluğu da bulunduğunu sözlerine ekledi.
Uzun, mesajını "Bir çift mavi gözün ışığında gerçekten yürüdüğünü söyleyen herkesin boynunun borcu" olduğuna inandığını belirterek noktaladı.