Zonguldak
Kapalı
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Press67NET ZONGULDAK Teröristbaşı Öcalan'ın ikinci mektubu kamuoyuyla paylaşıldı: 8 Mart mesajı gönderdi

Teröristbaşı Öcalan'ın ikinci mektubu kamuoyuyla paylaşıldı: 8 Mart mesajı gönderdi

Terör örgütüne silah bırakma çağrısı yapan teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın ikinci mektubu, DEM Parti tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Öcalan, mesajında kadın özgürlüğü ve toplumsal dönüşüm konularına vurgu yaptı.

Teröristbaşı Öcalan'ın ikinci mektubu kamuoyuyla paylaşıldı: 8 Mart mesajı gönderdi

İmralı Heyeti’nin 27 Şubat'ta gerçekleştirdiği görüşme sonrasında PKK'nın feshedilmesi yönünde çağrıda bulunan terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne ilişkin bir mesaj gönderdi. Mektup, Diyarbakır'da düzenlenen mitingde Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Suzan Akipa tarafından okundu.

DEM Parti tarafından kamuoyuna duyurulan mektubunda, teröristbaşı Öcalan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı. Öcalan, mektubunda kadın sorununun Kürt sorunundan daha derin ve köklü olduğunu belirterek, savaş ve çatışma kültürünün en çok kadınları hedef aldığını ifade etti. Öcalan, 'Kadın evrenin ta kendisidir; erkek ise ondan sapmadır' ifadelerini kullandı.

Öcalan'ın mektubunda şu mesajlar verildi:

''Kadın sorunu, Kürt sorunundan daha derin bir sorundur. Kürt sorunundan daha derin ve köklü bir kadın sorunu var ortada. Biz sadece bunun küçük bir başlangıcını yaptık. Savaş ve çatışma kültürü en başta kadına yöneliktir. Bu kültürü bir nebze de olsa geriletmek mücadelenin dinamosudur. Dönemin ruhu, demokratik siyasettir; dili de barış dilidir.

Kadını olduran topraklarda insan gerçekliğini tüm çıplaklığıyla yaşadığınızın farkındayım. Büyüleyici değerinden hiç vazgeçmediğim sizlerle yaşamın bu hali, herhalde beni ayakta tutan temel yaşam ilkem oldu. Görkemli ve özgür gerçekliği de en az diğer bir Mezopotamya ilki olacaktır, hatta olmuştur.''

'KUTSALLIK KADINA AİTTİR'

''Kadın özgürlük meselesi bütün önemini koruyor. Demokratik komünalist süreç, ana kadın toplumsallığının güncellenmiş halidir. Toplumsal gerçekliğe de ancak bu yöntemle varılır. Tecavüz kültürü aşılmadıkça felsefe, bilim, estetik, etik ve din alanlarında toplumsal hakikat açığa çıkmaz. Yeni dönem toplumunun derinlerine gömülü olan erkek egemen kültürü yıkmadıkça, Marksizm’in de kanıtladığı gibi, sosyalizmin başarısı da mümkün olmayacaktır. Sosyalizme kadın özgürlüğünden gidilir. Kadın özgürlüğü olmadan sosyalist olunmaz, sosyalizm olmaz. Demokrasi olmadan sosyalizme gidilemez. Sosyalizmle ilk sınavım bir kadınla nasıl konuşacağımı bilmektir. Bir kadınla nasıl konuşacağını bilmeyen sosyalist olamaz. Bir erkeğin sosyalistliği, kadınla kurduğu ilişki biçimiyle ilgilidir.

Kutsallık kadına aittir. Kadın evrenin ta kendisidir; erkek ondan sapmadır, sapmış bir gezegendir. İlk önce çocuğa seslenmek için dili üreten kadındır. Kültürü üreten de kadındır. Toplumun doğuşunu sağlayan da kadındır. Kutsallık ve tanrısallık ona aittir.''

'KADINLAR İÇİN İDEOLOJİ GELİŞTİRDİM'

''Kadınlar için dört katmanlı kadın kurtuluş ideolojisi geliştirdim. Bir teoridir. Ana kadın kültürü, tanrıça çağı M.Ö. 10.000 ile 4000 arasındadır. Tek tanrılı dinler Babil ile başlar. Babil destanı, kadının köleleştirilme destanıdır. Babil yaratılış destanı, Mezopotamya mitolojisinin temel taşlarından birisidir. M.Ö. 4000-2000 arası kadın kültürü, kadın kaybetmeye başlamıştır.

Ana kadın kültürü yıkıldıktan sonra Mitaniler ile birlikte saray kadını doğmuştur. Nefertiti bir saray kadınıdır. O süreçteki saray kadını da günümüze doğru ev kadını haline getirilmiştir. Sati kültürü ve geleneği var, biliyorsunuz. Sati kültüründe kadınlar ateşe atılır ve yakılır. En son uygulama 1832’dedir. İngilizler bu kültüre son vermiştir.''

''ESAS OLAN ZİHNİYETLE SAVAŞMAK''

''Yeniden doğuş önemlidir. Kadın biyolojik olarak değil; toplumsal, kültürel ve tarihsel olarak ele alınmalıdır. Simone De Beauvoir’ın söylediği gibi, kadın doğulmaz, kadın olunur. Ben evliliğe ve aşka karşı değilim ama her gün aşk adına korkunç cinayetler işleniyor. İnsan aşık olduğu kişiyi öldürür mü? Aşk bu değil. Biliniyor, birçok kadın bu ilişkiler nedeniyle intihar etti.

Bir de özgür kadın kültürü var. Sizler bu kültüre yakınsınız şimdi. Kadınlar anne olmayı, eş olmayı aşmaya çalışıyor. Ancak hala özgürlük kültürünün yüzde 10’u ile idare ediyorsunuz. Esas olan zihniyetle savaşmaktır. Erkek egemen toplum yapısı kadınlar için birçok sorun yaratıyor. Şiddet var, sömürü var, ensest var, tecavüz var, kızlar öldürülmeye açık. Yarın öbür gün çocuklar öldürüldüğünde ne yapacaksınız? Sati kültürü derken bunu kastediyorum. Bu kültürle, bu zihniyetle savaşacaksınız. Böyle tortularınız var. Bu tortulardan arınmanız lazım.

Kadın sorunu, Kürt sorunundan daha derin bir sorundur. Kürt sorunundan daha derin ve köklü bir kadın sorunu var ortada. Biz sadece bunun küçük bir başlangıcını yaptık. Savaş ve çatışma kültürü en başta kadına yöneliktir. Bu kültürü bir nebze de olsa geriletmek mücadelenin dinamosudur.

Dönemin ruhu, demokratik siyasettir; dili de barış dilidir. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı aynı zamanda kadınlar için de bir Rönesans’tır. Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren kadınları güncellenmiş ve başarmış Mem û Zîn ve Derweşê Evdî aşkıyla selamlıyor, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum.''

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız